Düşünüyorum

Çeşitli konularda (İş, sanat, toplum, ekonomi, insan ilişkileri, sağlık, eğitim, kişisel gelişim ve pazarlama bilimi,gezi,tatil,) yazılan kişisel yorumlar.

XING




"ANALAR,BABALAR EVLATLARINIZI ASKERE GÖNDERMEYİN" sizler ne emeklerle,zorluklarla büyüttüğünüz canınızın parçası aslanlar gibi evlatlarınızı vatanımız için askere gönderiyorsunuz. Ve Kurtuluş savaşında da her bir milimetrekaresi kanla sulanmış olan bu vatan toprakları maalesef hala evlatlarınızın kanıyla sulanıyor.

Bizim için bu kadar kutsal olan BU TOPRAKLAR BİZİM Mİ? En önemli kurumları özelleştirme adı altında hep ama hep yabancılara satıldı. Biraz inceleyin ve görün lütfen.
Çeşitli, kısa süreli yasalarla, çocuklarınızın kanıyla sulanmış VATAN TOPRAKLARI PARSEL PARSEL YABANCILARA SATILDI.

Sizler "ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ" diyorsunuz. Evet bizim evlatlarımız artık ölmesin ve artık yeter, kimse bu vatanı bölmek için uğraşmasın.

Ne var ki bölme çabalarını zaten savaşarak yapmıyorlar. Savaşarak yapmaya çalışsalar, evet işte o zaman evlatlarımız, kardeşlerimiz savaşsın, gerekiyorsa şehit düşsün. Fakat sağ-sol, kürt-türk gibi mutlaka, bölünmeye sebep olabilecek hassas noktalara basıyorlar. Birini deniyorlar, bakıyorlar ki olmuyor, bu millet hala tek vücut olup bir arada olmaya devam ediyor, o zamanda başka bir konu buluyorlar.

Bugünki durumumuza bir bakın, türbanla bu vatanı bölmeye çalışıyorlar. Bugüne kadar bizim böyle bir derdimiz zaten yoktu ki. Türbanlı türbansızı, türbansız da türbanlıyı zaten bağrına basarcasına seviyordu. Başını kapatanların eğitim hakkını korumak gerçek amaç olsaydı, böyle günlerce bağıra bağıra bu konu ortaya dökülmezdi. Nasıl ki bizim haberimiz olmadan pek çok yasa çıkar sağlasın diye keyfe göre konulup sonra da keyfe göre kaldırılıyorsa, bu yasa da halkı huzursuz etmeden pekala çıkabilirdi. Lütfen artık daha net bakın. Türban yasası 12 gün bekledi de bula bula harekatın olduğu geceyi mi buldu onaylanmak için. Bu içten pazarlıklı olmaktan başka birşey değil ki.

Başımıza bizi yönetsin diye seçilen insanlar gözümüzün içine baka baka, bizi aptal yerine koyarak bu vatanı başkalarına satmaya devam edeceklerse ANALAR BABALAR EVLATLARINIZI ASKERE GÖNDERMEYİN. Çünkü evlatlarınız vatan, millet için değil, bazı siyasi kesimlerin, çıkar sağlayayım diye bizden olmayanlara sattığı topraklar için canlarını feda etmiş oluyor.

Son olarak, biliyorum kim ne derse desin teselli olmaz, içinizdeki ateşi hafifletemez bile. Ateş düştüğü yeri yakar. Bu vatan için şehit düşmüş tüm kardeşlerimizin mekanı cennet olsun. Allah ailelerine sabır versin.

                                                                                              Dilek ERSÖZ

 

İZ BIRAKANLAR

21.11.2007

İnsanın hayatında, ama iyi ama kötü iz bırakan başka insanlar vardır. Hayatımda iyi izler bırakanları hatırlamayı tercih ederim her zaman. Bunlar kim diye baktığım zaman dört isim geliyor aklıma. Bunlardan ikisi öğretmenlerim diğer ikisi de yöneticilerim.

İlk iz bırakan kişi birçok insan için olduğu gibi ilkokul öğretmenim. Bana daha küçücük bir çocukken insanlara saygılı olmak gerektiğini, istedikten ve emek verdikten sonra bir insanın yapamayacağı şey olmadığını ve bilgi anlamında çok sağlam bir temel eğitim verdi. Öğretmenimin adı LEYLA EKEN. Bu blog sayfasını görme fırsatı olur mu bilmem ama ben kendisine bana verdiği her şey için teşekkür ederim.

ŞABAN SEZEN. Orta okulda ve Lise 1’de Türkçe ve Dilbilgisi öğretmenimdi. Dışarıdan bakıldığında sert biri gibi algılanan ancak Türkçeye, doğru konuşmaya ve kültüre çok önem veren çok babacan biriydi. Kitap okumanın ne kadar önemli, keyifli ve değerli olduğunu, bir insanın size inanmasının nasıl bir duygu olduğunu da Şaban Bey’den öğrendim. Öğretmenim, teşekkür ederim.

 

Okul yılları bitince herkes gibi çalışma hayatına atıldım. Bugün bile birçok insanın mensubu olmak istediği Tıbbi Satış Temsilciliği mesleği ile başladım çalışmaya. Zaman ilerledikçe bu sektördeki hedeflerim de belirmeye başladı. Ben, yetişkinlere eğitim veren bir eğitmen olmak istiyordum. O zamanlar çalıştığım firmada, benim hedeflerime uygun bir kadro açılınca hemen başvuruda bulundum. Yaklaşık yedi aşamalı görüşme sürecinden sonra nihayet hedefime ulaştım.

İş yaşamımda iz bırakan ilk kişi eğitmen olmamda bana kilometreler atlatan müdürüm; Cihan Serdar Kızılcık. Olaylara bakış açımı, sorunlara, çözüme yönelik nasıl yaklaşılacağını ve yaratıcılığın saçmalayarak enerji bulduğunun izlerini hep kendisinden edindim. Fikir zengin bir şeydir, insan kendisine saçma olarak adlandırılabilecek fikirleri de ortaya dökme şansı vermeli ki o saçmalıklar sağı solu düzeltilerek muhteşem fikirlere dönüşsün. Serdar’dan öğrendiğim en önemli şeylerden biri de hayatta hiçbir şeyin gereğinden fazla büyütülmemesi gerektiğidir. Birlikte çalıştığımız zamanlardaki Cuma öğleden sonra molaları, ta o zamandan başlayan ve hala devam eden dostluğun için Serdar, çok teşekkür ederim.

İş hayatında başarılı olmuş kadınlara baktığınız zaman genelde duygudan yoksun ve acımasız bir tarzlarının olduğunu fark edersiniz. Benim bahsedeceğim kişi ise çok ama çok başarılı olmuş ama insani duygularını hiç kaybetmemiş birisi, DİLEK TOKMAN. Bulunduğu şirkette Uluslar arası platformda en iyi Satış Direktörü unvanına sahip olmuş, hem pazarlama da hem de satışta başarılı olabilen bence nadir insanlardan biridir. Bütün bunlar bir yana Dilek Hanım’ı değerli kılan ise insana verdiği değerdir. Hemen bir örnek verecek olursam; kar, kış, kıyamette işe gidip gelişlerde telef olmasın diye kaç tane yönetici, çalışanını üç dört gün evinde misafir eder? Vallahi ben bugüne kadar sadece bir tane gördüm. Bu sadece bir tek örnek. Bunların yanı sıra kendisinin bana kazandırdığı ve hala devam ettiğim bir alışkanlık var. Bir Ramazan günü Dilek Hanım’dan mail geldi. Bu mail, o yılki fitre ve zekâtımızı değerlendirmenin başka bir yolunu öneriyordu. Bir derneğe yardım. Buraya ne kadar gönderebilirsen para gönderiyorsun, miktarın hiç önemi yok. Önemli olan dayanışma, kendimiz dışında da diğer insanlara faydamızın dokunması. İlk defa Dilek Hanım aracılığıyla bu derneğe o yıl bir katkı sağladım. Derneğin adı mı? , Bedensel Engelliler Dayanışma Derneği. Birkaç ay sonra oradan bir teşekkür kartı ile yapmış olduğum katkıyla, kimin hayatında bir şeyleri iyileştirmeye yardım ettiğimi açıklayan bir yazı aldım. Gencecik birine yardım etmişim meğer. Hayatımda ilk defa kendimi,  gerçek bir insan olarak hissettim. O yıllardan bu zamana bu alışkanlığımı hala devam ettiriyorum. www.bedd.org.tr  adresindeki bilgiler ışığında, bu derneğe katkıda bulunarak sizler de kendinizi gerçek bir insan olarak hissetmeye başlayabilirsiniz. Bunun için Ramazan ayını beklemeye gerek yok. Dilek Hanım, yönetici olmak için duyguları aldırmak gerekmediğini ispat ettiğiniz ve hayatıma anlam kattığınız için çok teşekkür ederim.     

                                                                                                                                           

                                            

Yaklaşan çok önemli bir tarih var 24 Kasım. Bu yazım aracılığıyla sevgiyle emek veren tüm öğretmenlerimizin bu özel gününü kutlar ve maalesef ki sizlere teşekkür etmeyi, yılda sadece bir güne has bir şeymiş gibi yaşadığımız için o her zaman ki bağışlayıcılığınızı dilerim.

                                                                                                                       Dilek ERSÖZ